26 Temmuz 2010 Pazartesi

2011 ERKEK KOLEKSİYONLARINDAN - BOTTEGA VENETA ...

Bottega Veneta erkekleri duyarcasına son derece rahat ve sportif bir silüetle buluşturmuş onları...
Gri beyaz ve fildişinin ağırlıkta olduğu koleksiyonda McQueen gibi tek düğme kruvaze ceketler göze çarpan ilk detay sonrasında şortlu ceketli kombinler , harem pantalonlar , yelek , cepli harem pantalonlar ve kısacık şortlarla tamamlanıyor.
Her zamanki rahatlığından ödün vermeyen Veneta erkeğini kesinlikle beğendim ...
Buyurun bakalım beyler ...

2011 ERKEK KOLEKSİYONLARINDAN - MC QUEEN ERKEĞİ...

Ve erkek koleksiyonlarından kesitlere devam edelim...
Mc Queen adı ne zaman geçse hala içimin sızlamasına sebep olacak tasarımcılardan...
Sarah Burton eşliğinde izliyeceğimiz markanın 2011 erkeği Mc Queen erkeğinden çok uzakta olsada sevdim...
Mc Queen den farklı olarak baskılı kumaşlara yer vermeyen Burton erkeği soylu bir İngiliz adeta...
Sperli , kuyruklu montlar , kruvaze yelekler , bol harem tipi yer yer cepli pantalonlar , bel hattı oldukça yukarda olan tek düğme kruvaze kapanışlı ceketler , kargo pantalonlar ve camp shirtler ilk dikkat çeken kesimler arasında...
Bu sezon her koleksiyonda sıklıkla göreceğimiz camel ın yanında gri , pudra , siyah krem , yer yer bordo renklerine yer veren Burton çizgili ve cargo pantalon kuşatmasındanda esinlenenler arasında olmuş.
Ben bu erkeği sevdim , paylaştım...
Buyurun bakalım...

PARİS COUTURE - STEPHANE ROLLAND

Stephane Rolland belkide blogumda hakettiği yeri bulamayan tasarımcılardan ama bundan sonra sık sık adını duyacaksınız...
Paris coutureda bir çok tasarımcıya kumaş nasıl kullanılır dersi veren Rolland muhteşen drapeleri ile kumaşla böyle oynanaır kumaşı işte böyle su gibi akıtırım dercesine örnekler sunmuş...
Degrade silüetlerin ve taş,kristal işlemelerinin yoğun olduğu koleksiyonda pelerin detayıda es geçilmemişti.
Tıpkı Zuhair Murad gibi mini kuyruklu elbiselerede yer veren Rolland gri , mavi , fildişi ve altın tonlarını seçen tasarımcılar arasında yer aldı.
Beğendim , paylaştım...
Buyurun bakalım...




























PARİS COUTURE - ARMANİ

Armani couture koleksiyonunda klasik kesimleriyle karşımızda...
Olmazsa olmazı bol dökümlü ceketlerle etek kombinasyonları , keskin omuzlar , krep ipek paltolar , bakır ,altın ve kahverengi tonları ilk göze çarpan detaylar...
Ahşap detaylı broşlar ve kalın topuklu ayakkabılarda göze çarpan aksesuarlardan olmuş.Pelerinin cekatla harmanlanmasıda Armani farkını göstermiş.Ve elbiseler son derece ışıltılı adeta tanrıça havasıyla karşınızda..
Beğendim , paylaştım...
Buyurun bakalım...













PARİS COUTURE - GALLİANO ÇİÇEKLERİYLE DİOR...

Ben Galliano hayranlığımı daha önce yaptığım erkek kolaksiyonuyla ilgili bu postumda da anlatmıştım ama bu postunda ondan aşağı kalır yanı olmayacak:))
Paris Couture haftası temmuz başında moda severlerle buluştu.Bana geç kaldın dediğinizi duyar gibiyim ama olsun herşey her zaman anında olamıyor....Ve bu couture haftasının açılışı Galliano nun baş tasarımcısı olduğu Dior markası tarafından yapıldı.Yeni şovalyelik ünvanı alan Galliano tam bir kahraman havasıyla "couture budur ,benim dünyam budur "der gibiydi...
Hep söylüyorum ve söylemekten hiç bıkmayacağım moda dünyası bir şov dünyasıysa Galliano en gerçeküstü ,en eğlenceli, en kreatif isimlerinden birisi hatta en önde gideni diyebiliriz.
Tasarımlarında hep bir ilhamı olan ,hep bir hikayesi olan tam anlamıyla mükemmel bir sanatçı aynı zamanda...
Ve işte Dior couture Galliano farkıyla karşınızda ...
Tam bir egzotik bahçe ve hiç eksiksiz bütün çiçekler...Her kadının çiçek olduğunu vurgulayan ve Galliano ihtişamı , kalitesi kokan mükemmel çiçekler...Bütün elbiseler çiçek ,çiçekler elbise adeta...kafalardaki jelatin detaylı başlıklar ise tam anlamıyla ters dönmüş çiçek buketi havası katarak güzel bir espri kaynağı oluyor.

Dior un 1953 teki "Lale" koleksiyonuna atıfta da bulunan koleksiyonun baş ilhamlığını ünlü fotoğrafçı Irving Penn ve Nick Knight üstleniyor...
Ünlü fotoğrafçıların çiçek fotoğraflarından ve zaman zaman orjinal çiçeklerden yararlanılarak tam orjinal rengini tutması için gün ışığında elde boyanan muhteşem kumaşlar...Çiçek detaylarını vurgulamak için kullanılan dantela , ruffling , tüyler asla çoğaltılamazlığı vurgular nitelikte...





Ve işte Gallianonun tropikal cennetine hoşgeldiniz.

Herkesin anlayamayacağı zaten anlamasında gerek olmadığı muhteşem designer ...



Kısacası kuşkusuz bayıldım , beğendim , paylaştım...
Buyurun bakalım...




Bu son pozlarınada bayıldığımı söylemiştim ama gene söylemeden geçemicem :))











PARİS COUTURE - VALENTİNO


Geleneksel couture koleksiyonların yanında modernist tasarımları görmek bir tasarımcı olarak hep hoşuma gider ve beni heyecanlandırır.Ancak Valentino nun bu el değiştirmiş haline henüz alışamadım.Önce gözüm kırmızıyı sonra asil ve şık her yaşa hitap edecek Valentino şıklığını aradı ve ne yazıkki bulamadı.

Bir çok parçayı küçükken bebeklerime diktiğim kıyafetlere benzeterek sadece sevimli diyebilsemde fiyonk trendini gözümüze sokuşunu hala anlamış değilim.Sevimli ama couture havasında olmayan bir çok parçadan oluşan koleksiyon için sadece "modernist ve yalın Valentinoya merhaba "diyebiliriz.Belki zamanla alışacağım yeni Valentino ya şimdiden bu kadar yüklenmek istemiyerek postu buarada kesiyorum.

Kesinlikle Valentino markasına olan saygım nedeniyle paylaştım...
Buyurun bakalım...








PARİS COUTURE - ELİE SAAB

Ve couture ve Elie Saab diyoruz...
Zuhair Murad gibi Beyrut doğumlu olan tasarımcı bir çok meslektaşından farklı olarak bu işe 9 yaşında başlamış.Evet 9 yaşında annesi ve ablasından öğrendiği terzilik ile buralara kadar uzanan bir hayat hikayesi.Her ne kadar ilk kez 2003 yılında Paris Couture haftasında yer alsada 2002 yılında Halle Berry nin Oscar töreninde giydiği kıyafeti sonrasında ünlüler dünyasının favori tasarımcıları arasına girmeyi başardı.Bu koleksiyonunda bir çok parçasını kırmızı halılarda göreceğinizden eminim...

Palais de Chaillot'da gerçekleşen defilede Elie Saab her zamanki gibi muhteşem bir haute couture koleksiyonuyla karşımızda...Toprak tonları, nil yeşili,duman rengi , karamel ,bejler ve Valentino nun kullanmadığı daha doğrusu az kullandığı kırmızının en yakut halinin hakim olduğu koleksiyonda uzun gece elbiseleri ağırlıktaydı.
Croise yakalı ve saçaklı elbiselerin de yer aldığı koleksiyonda aksesuar kullanılmamıştı.Alev alev dijital baskılarda dikkat çeken detaylar arasındaydı.
Elie Saab sade ve şık tasarımlarıyla arap kökenliysem illede pul boncuk kullanmam diyerek gayet modernist bir koleksiyona imza attı.
Beğendim , Paylaştım...
Buyurun bakalım...






















2011 COUTURE - ZUHAİR MURAD

Biliyorum gene boşladım blogumu ama inanın elimde olmayan çok fazla sebep var bunun için ...
Öncelikle beni kısa bir süre facebook ta göremeyeceğiniz haberini paylaşmak isterim sizlerle ...Bazı şeylerle uğraşmak için kendimi yorgun hissettiğim bir dönemden geçiyorum.Beni çoğu kişi blogger zannediyor ki demesi bile bi tuhaf " blogger" da ne si sanki bir meslekmiş gibi görülsede böle bi durum yok.En azından benim kabul ettiğim bişey değil kendini öyle görmek isteyen görebilir.Bunu bir meslekmiş gibi algılayıp bu işi fazlaca abartan ve her meslekte olduğu gibi hırsına yenik düşen bir çok bloggerla karşılaştım şimdiye kadar... Ama hiç biriyle bir alakam olmadı ben kendimi onlardan hissetmedim çünkü ben blogger değilim.Bir işin uzmanıysam yada deneyim sahibiysem konuşurum ,ahkam keserim ve bana göre uzman olmak için ya bir eğitim almak yada piyasada tecrübe sahibi olmak gerekir ki buda alaylı dediğimiz kısıma giriyor.
Bildiğim kadarıyla blogger meslek yüksek okulu yada fakültesi yok yada blogların moda konusunda bir eğitimi :)
Neyse üzerinde fazla durmak ona önem vermektir.
Ben sizlerle sadece bir şeyler paylaşabilmek bir kaç fikir verebilmek ve kendi zevkimi ortaya koymak amaçlı yazıyorum blogu yoksa herhangi bir yerden iş ,reklam ,hediye beklentim yok böyle bir şeye ihtiyacımda yok.
Facebook a gelince yıllarca uzak kaldığım o ortama sadece blogumdaki postlarımı paylaşmak amaçlı bir adım atmıştım ama şimdi yıllarca neden uzak kaldığımın ve ne kadar doğru bir karar olduğunun farkında olarak hesabımı donduruyorum.Biliyosunuz Modaratör takma ismiyle açmıştım hesabımı ama son zamanlarda duvarımda gelişen olaylar ve özellikle son hadsizlik beni hiç olmadığı kadar incitti.Evet incindim bunu başardılar .Doktorum bana bir söz söylemişti direk o geldi aklıma "bir şeyi yitirmeden değerini bilemiyoruz ve sağlıkta böyle birşey" demişti.
Herkes bir gün hatasını anlıcaktır...
Ama yinede burdayım kayıtlı on küsür izleyicimle birlikte , bazılarına sayı komik gelsede 4 aylık facebook maceramda herkesin nasıl izleyici topladığını farketmiş bulunmaktayım.Beni hiç tanımadığınız yada benim izle diye yalvarmadığım halde beni takip ettiğiz için çok teşekkür ederek artık postuma başlamak istiyorum.


Son zamanlarda couture denilince adını sıkça duymaya başladığımız ender isimlerden birinde sıra Zuhair Murad ...Lübnan doğumlu ünlü tasarımcı ilk 2001 yılında çıktığı Paris Couture haftasında bu yılda ses getiren bir koleksiyonla yer aldı. Fırfırı , püskülü ,fiyoku bol bir koleksiyonla karşımızda.
Pudra , karamel , fildişi , uçuk mavi , filizi yeşil , limon küfü gibi birbirinden uçuk birbirinden soft renklerin büyülü dünyasıyla bizleri tanıştırıyor.Bir çok tasarımcıya nazaran mini ve kuyruklu elbislerede yer verilen koleksiyonda fırfırın etkiside azımsanmıyacak seviyede...El emeği ve enerjisi bol bir koleksiyon...
Beğendim , paylaştım...
Buyurun bakalım...

















21 Temmuz 2010 Çarşamba

2011 ERKEK KOLEKSİYONLARINDAN - GALLİANO HİKAYESİ...



Bir çok yerde koca puntolarla haykırılsada "bu erkeklere neler oluyor ","geleceğin erkeği transparan giyecek"," erkeklere kadın mayosumu geliyor" diye ...


(Bu arada aklıma koca puntolar deyince Nazım Hikmet geldi ne güzelde yazmıştı "Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla : Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hala " en sevdiğim şiirlerinden biridir aklıma gelmişken yazmazsam olmaz...)



Korkmayın erkekler bi şey olmayacak , acımayacak , geçecek :)))Yıllardır kadın modasını farklılık yaratmak adına pespaye hale getiren bir çok erkeğe diyet ödetme vakti geldi diye düşünenlerden değilim.Bu iş aynı okuldayken sergilediğimiz avangard deri tasarım sergisinde maruz kaldığımız sorulara benzer durumda ...


"Bunlar giyilir mi " ...


O zamanlarda da çok güldüğümüz bu yorumların benzerlerini şimdiki gazetelerin eklerinde görmek ayrı bir zevk...Evet erkekler tam anlamıyla olmasada kıyafet yönünden devrim yaşıyor.Ama modanın ilerleyişi ve kadının erkekleşmesi gibi erkeğinde bi şekilde kadın modasından etkilenişini göz önünde bulundurursak beklenen son diyebiliriz.






İşin aslı toplumumuzun bir çok dalında kadının gördüğü muamelenin olay olmaması ama erkek aynı durumdan muzdarip olunca fırtınalar kopmasıyla eşdeğer.İşi eşcinselliğe vardıran hatta takım elbise giyince kendini erkek sanan tiplerde azımsanmıcak kadar çok...


Ben erkeğin renklenmesine karşı değilim ama bir çok feminen detayı sadece podyumlarda görmekten yanayım.Giyen olursada vizyonu geniş biri olarak yadırgamam doğrusu...


Neyse bu kadar nutuktan sonra sebebi ziyaretimize geçelim :)


Ben Modayı Galliano nun lunaparkı olarak görüyorum ve bir çok defilesini şimdi ne yaptı gözüyle , heyecanıyla , merakla bekliyorum.Her seferinde bu heyecana değiyor ve etkisinden kurtulamadığım bir koleksiyon sunuyor.Bu koleksiyonda öle olmuş erkek kıyafetlerini almış ve istediği her kılığa soktuğu bir kabare haline getirmiş.Hikayeler anlatmayı seviyor bende hikayeler anlatan tasarımcıları seviyorum.Tasarımın yarısı hikayedir çünkü çıkış noktanız ilham kaynağınız devamlı başrol oynar.Her hikayenin bir kadını/erkeği vardır ve siz onları giydirirsiniz.Benimde her koleksiyonumun bir hikayesi verdı hatta üşenmez o hikayeleri kaleme alırdım.Hocalarımın en çok dikketini çekende belkide bu yönüm olmuştur.



Gelelim Galliano hikayesine defile saat çarklarının arasından adeta zaman makinasıymış edasında fırlayan Charlie Chaplin betimlemesiyle başlıyor.mnakenlerin makyajları tamamiyle Charlie Chaplin ilhamının etkilerini taşıyor.


Bir çok koleksiyonda vurgulandığı gibi kuşak detayını yer yer halatlarla kendi uslubuyla vurgulayan Galliano "stripe" trendinden etkilenişiyle ve kısa harem pantalonlarlada beni kendine hayran bırakıyor.








Sonrasında hikayeye yeni kahramanlar giriyor.Bu kez ilham kaynağı Thomas Mann in kitabından uyarlama Visconti imzalı "Venedikte Ölüm "filmi oluyor.
Bol oranda bir gri palet ve bir fiske siyah-beyaz...





Zaman zaman bir İngiliz beyfendisi kıvamında efendileşen Galliano erkeği çoğu zaman asi ve modern bir züppe haline dönüşüyor.







Çoğu konuda sınır tanımadığı gibi plaj kıyafetlerindede sınır tanımayan Galliano cesur bir seçimle erkeğe hem tayt hem trunk giydirme çabasında...








Hikaye gitgide modernleşiyor ve Hollywood artistlerine özenli bir hale bürünüyor.Kat kat modasını ,bunun yanında transparan ve göbeği açıkta bırakan kıyafet trendini bu hikayede vurguluyor.Tabiki bu iş bir kaç kez bakılası vücutlara sahip mankenler için son derece kolay fakat bizim erkeklerimizin türk kasıyla imkansız.E zaten olmasında...


Erkek modasında siyah ,beyaz ve gri renklerini bir çok koleksiyonda görmeye devam edeceğiz ama emin olun sonraki postlarda gayet renkli erkeklerde çıkacak karşımıza.








Ve son olarak bir çok tasarımcının aksine podyumda tam bir manken edasında yürüyen müthiş deha John Galliano...
Bu huyunu çok seviyorum bir kez daha farklılığını gösteriyor çünkü...

Koleksiyon son derece arsız ve hikayelerle doluydu ama kahraman en sonda gözüktü.


Beğendim , bayıldım , paylaştım...

Buyurun bakalım..




















LinkWithin

 
Fashion Blogs - BlogCatalog Blog Directory