13 Eylül 2010 Pazartesi

TÜKE(T)MEK, TÜKE(N)MEK ...SADECE BİR HARF Mİ ?



Cumartesi gecesi hararetli tartışmalara sebep olan bir çok konumuz vardı bunların başında ise Tüketim vardı ...


Herkes iyi güzel söylüyosun da moda da bir tür tüketim platformu değil mi? Her gün şu moda diye başka bir şeyi sunuyormusunuz insanların karşısına ? Markaları herkesin gözüne sokarak tek tip ama tüketen gençlikler yaratmıyor musunuz bloglarınız da ? Her sene sezon değişen bir şey tüketmenin babası değildir de nedir ? v.b. sorular soruldu.


En başta her zaman belirttiğim gibi ben blogger değilim ve bu kelimeden ne kadar nefret ettiğimi bilen bilir sorulara gelince hep herkese yönelttiğim soruların bana yönelmesi güzeldi, cevap hakkımı kullanma fırsatı bulmam daha da güzel ,verdiğim cevapları anlayan kapasitede arkadaşlarımın olması ise paha biçilemezdi...

Birincisi ben moda tasarımı mezunuyum , her zaman işin tasarım boyutuyla ilgilendim ve blogta markadan çok tasarımcılarla yol aldım.İş tasarım olunca sanatsal bir boyut kazanıyor ama moda derseniz karşı değilim bu kültürün ekmeğini çok yedim ama -bende ayağında amerikan markasıyla sokaklarda amerikaya yüklenen gençlikten- geliyorum.


Her zaman beğendiğimi kaliteli bulduğumu aldım ama sırf moda diye saçmasapan parçalarla dolabımı donatmadım.Büyük ve alternatifli bir dolaba sahibim ve -evet kabul ediyorum alıpta giymediğim bir çok parça var dolabımda- bende tüketenler arasındayım belkide ama birazda olsa bilinçliyim...Bir kaç markanın lookbookunu yayınlamışımdır blogumda ama -gidin alın hadi -gibi gazlarla kimseyi körüklememişimdir.Bunları yapanlara kızıyor muyum tabiki "hayır"...Sonuçta herkesin özgür iradesi -sırf şu şunu dedi alıyım -yada -giydi giymeliyim -gibi sığ bir kafaya sahipseniz bu sizin bilceğiniz iştir ,kişiler raklamlarla sizi yönlendirir almak yada almamak tamamen size kalmış bir durumdur.


İş bu noktaya geldiğinde yeni bir soru çıkıyor karşımıza giyinmeyi sadece marka sayan , şu ünlü şuraya gitmiş diye giden yada onlar gibi giyinen , giyinmekle moda kültürünü tamamen birbirine karıştıran ve en önemlisi okumayan bir gençlik var ardımızda...Kimisi okuyor belki ama dergi ,internet gazeteleri ucuz ve magazinsel dergileri v.s. Bana gelince okurum- hemde çok okurum -deli okurum -bilen bilir- bir tek o konuda tükettiğime üzülmem ...(şu ara kitaplarım sığmadığı için alıcağım kitaplığıma verceğim paraya da acımıyor olduğum gibi)


Hep ne olacak halimiz diye yakınan yaşlı entellektüeller gibi konuşmak istemiyorum ama durum budur...


Belkide unuttuğum bir çok örnek, bir çok sohbet vardır ama inanın -fazlası var eksiği yok -yaşadığımız dialogların...Bu kendini aklama yada düzeltme yazısı değildir haberiniz olsun bu işin içinde bende varım ama farkındalık yaşayanlardanım daima...Şimdi yazdın değişen bişey olcak mı diye sorarsanız siz olayı baştan anlammışsınız derim ...Değişim olsun diye eylem yapılar ama her eylem her mitingten sonra büyük bir aydınlanma yaşamazsınız ama yaparsınız yada böle düşünenlerde var diye örnek olarak kendinizi sunar ve öne atarsınız değişimler böle olur (ör.Fransız İhtilali)Ben demzsem sen demezsen kim diyecek...


Ne demiş Nazım : Ben yanmazsam , sen yanmazsan , nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?


Bu dialogumuza istinaden sevgili dostumun bana gönderdiği ve bu yazıyı yazmama sebep olan Küreselleşme ve Tüketimle yazıyı da aşağıda paylaşma gereği duydum.Keyifle okuyacağınız bir yazı olmuştur umarım ...Aşağıdakini zaten keyifle okursunuz ona bir şüphem yok...Aslında söylencek ve tartışılcak o kadar çok konu varki bu mevzuyla ilgili ama...Şimdilik bu kadar...

......................................................................................................................,


Dünya’da ve Türkiye’de küreselleşmeyi yaşıyoruz. Küreselleşmeyi tartışıyoruz. Küreselleşmenin bir ayağı da küreselleşen tüketim kültürü. Ve Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde küreselleşen tüketim kültürünün etkisi daha da büyük oluyor.


MARKA BAĞIMLISI BİR TOPLUM YAPISI

Küreselleşen tüketim kültürünün tercümesi ‘Amerikan tarzı yaşamın uluslararası şirketler aracılığı ile bütün dünyaya benimsetilmesi’. Amerikan ekonomik gücünün, siyasi ve kültürel Güce dönüşerek dünyayı etkisi altına alması. ‘Marka’ bağımlısı bir toplum yapısı.

Bütün dünyada insanlar aynı gazozları içiyor, aynı köfteleri ve pizzaları yiyor. Aynı ayakkabıları ve giysileri giyiyor. Aynı müzikleri dinliyor, aynı danslarla eğleniyor. Çocuklar aynı Oyuncaklarla oynuyor, aynı masalları seyrediyor, aynı kahramanları benimsiyor. Tek düze bir tüketim kültürü.

HIZ ARTTIKÇA TÜKETİM DE ARTIYOR

Tüketim kültürü kendini sadece mal bazında göstermiyor. Yaşamın hızını arttırarakta kendini gösteriyor. Arabalardan bilgisayara kadar kentlerde yaşamın hızı sürekli artıyor. Bitmek tükenmek bilmeyen bir telaş oluşuyor. Günü yaşamak, yarını düşünmemek toplumun felsefesi durumuna geliyor.

Kısa, özensiz, çabuk tüketilen cümleler ile konuşan ve yazışan, sürekli koşuşturan bir topluma dönüşülüyor. Belki de yavaş oldukları için yaşlılar bile daha az önemseniyor. Hız arttıkça tatminsizlik ve tüketimde artıyor. Sürekli tüketiliyor. Yaşam daha fazla erteleniyor. Hızlı tüketiliyor, çabuk sıkılınılıyor. Çabuk yemek yeniyor, hızlı kilo alınıyor. Alınan kilolar hızla atılmak isteniyor. ‘Kullan at’ tüketimin ideolojisi oluyor. Sevgililer, aşklar, evlilikler, arkadaşlıklar, yemekler, Oyuncaklar, giyecekler, mobilyalar, evler, kentler, kasabalar, köyler herşey tüketiliyor.

Yoğun tüketim kültürü içinde eziliniyor. Hızlı yaşam içinde saygı ve gelenekler unutuluyor. At yarışı benzeri bir yaşama zorlanılıyor. Sürekli temposu ve hızı artan bir yaşam ve yaşam içinde sürekli yarışma. Aile içinde, arkadaşlar arasında, okulda, işyerinde sürekli yarışmaya ve başarıya odaklı bir yaşam. Bir sınavdan ötekine koşturulan bir ömür. Ancak, bu kadar hız ve yarışa karşın geleceğini planlayamayan ve önünü göremeyecek kadar gelecek körü olan bir nesil yetişiyor.

ARTIK OKUYAN KALMADI

Hızlı, özensiz ve çabuk tüketime dayalı yaşam içerisinde artık kimse okumuyor. Bir kitap veya makale bile baştan sona okunmuyor. Atlayarak gözden geçiriliyor. Okunanın sadece özeti anlaşılmaya çalışılıyor. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunuyor. ‘Hap’ şeklinde verilen bilgiler makbul görülüyor. Yargıya varmak için çaba sarfedilmiyor. Önyargılar yeterli görülüyor. Hiçbirşey derinlemesine irdelenmiyor. Artık kimse izlemiyor. Sadece bilgisayar ekranına veya televizyona bakılıyor.

TV PROGRAMLARI 7-9 YAZŞ ZEKA SEVİYESİNDE


Televizyonlardaki programlar 7-9 yaş zeka seviyesine göre ayarlanıyor. Başka şeyle meşgulken anlayabileceğiniz seviyede programlar sunuluyor. Kafa yormaya gerek duyulmuyor. Aklında, cinsiyetinde, içeceklerinde karışık olan teşvik ediliyor. “3’ü bir arada’ içecekler devrinde yaşınılıyor. Emeğe gerek yok. Herşey hazır.

TÜKETİM KÜLTÜRÜ İÇİNDE CİNSELLİK VE ŞİDDET ÖNDE

Küreselleşen tüketim kültürü içinde şiddet ve cinsellikte önemli iki unsur olarak sunuluyor. Toplum, şiddet ve cinselliğe alıştırılıyor. Özellikle çocuklar ve gençler, şiddet ve cinsel içerikli yaşamla karşı karşıya bırakılıyor. Şiddet ve cinsellik yaşamın bir parçası değil yaşamın ana merkezi haline getiriliyor. Tüketim kültüründe çocuk karakterlerinin hemen hemen tamamı kötü, çirkin, şiddete dönük karakterler. Çocuk Oyuncaklarının da tamamına yakını şiddet ve yok etme üzerine. Filmler, diziler, medya haberleri genel olarak şiddet ve cinsellik temalı.

Küreselleşen tüketim kültüründe insanı insanlaştıran özelliklerin sürekli törpülenmeye çalışıldığı görülebilir. “Yiyin, için, şişmanlayın, bol bol özgürce seks yapın, sıkılırsanız farklı seks türlerini de deneyin, gezin, dolaşın, kavga edin, şiddete açık olun, güçlü olun, zayıfa acımayın, zayıfı ezip geçin. Sadece düşünmeyin, var olan sistemi sorgulamayın, bugünü yaşayın, yarın ne olacağım telaşına düşmeyin” temasının topluma iletişim araçları (gazete, dergi, kitap, televizyon, radyo vb) vasıtasıyla sürekli enjekte edildiği görülüyor.

TÜRKİYE'DE TÜKETİM KÜLTÜRÜNÜN ETKİSİ DAHA BÜYÜK

Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde küreselleşen tüketim kültürünün etkisi daha büyük oluyor. Türkiye gibi ülkelerde zayıfı koruyan mekanizmaların olmadığı sistemlere sahip ülkelerde tüketim kültürü, gereğinden fazla israfa dayalı, yok etmeye yönelik, vurdumduymaz biçimde yapılan bir tüketim halini alıyor. Gösterişçi tüketim, daha çok tüketim, daha fazla satın alma, israfa dayalı yaşam biçimi alan toplum yapısında herşey ‘güç’e göre dizaynlanmaya başlıyor. Makam veya paranın gücüne göre toplum yeniden şekilleniyor.

TRAFİKTE YAŞANAN REZALETLER


Trafikte bile güç ön plana alınıyor. Trafik kuralları veya trafik ışığının rengi bile önem taşımamaya başlıyor. Kentler, sol şeritte hızlı yaşayanlar için biçimlendiriliyor. Makam arabaları kurallar üstü hareket ediyor. Yayalara, özürlülere, bisikletlere, hatta motorsikletlere yaşam hakkı verilmiyor. Kaldırımlar ya yok ediliyor ya da yaşlıların ve özürlülerin kullanamayacağı yükseklikte yapılıyor. Zaten az olan çocuk parkları ve okul bahçeleri bile araba parkı haline getiriliyor.

PARKTAKİ ÇİÇEKLER BİLE PLASTİK

Plastik bir dünya sunuluyor. Artık, parklardaki çiçeklerimiz, palmiyelerimiz ve meşe ağaçlarımız bile plastikten. Sanal bir yaşama teşvik ediliyoruz. Yok etmenin, silmenin kolay olduğu bir yaşam. Topluma saygısızlık ve boşvermişlik egemen oluyor. Savaşları, doğal afetleri, vahşetleri televizyondan veya bilgisayar ekranından izliyoruz. Sanal bir görüntü. Televizyonu veya bilgisayarı kapatınca sorumluluktan kurtuluyoruz. Tehlike kapımızı çalmaktan öte, evimizin içine girip bizi rahatsız etmedikçe umrumuzda olmuyor. Arkadaşlıklarımızı, aşklarımızı, dostluklarımızı, akrabalıklarmızı da “delete” tuşuna basıp silmeye alıştırılıyoruz. Sürekli daha az sorumluluk duygusu aşılanıyor.

TOZLAŞAN VE Güce TAPAN TOPLUM

Türkiye’de küreselleşen dünyada bir dönemecin başında mı? Yoksa, küreselleşen tüketim kültürü içinde yozlaşan ve Güce tapmaya başlayan Türk toplumunun kültürel geriye düşüşü kurumsallaştı mı?

................................................................................................................................

1 yorum:

  1. mukemmel bir yazı. sıkılmadan sonuna kadar okudum. duyarlılıgınız ıcın tesekkurler. :)

    YanıtlaSil

LinkWithin

 
Fashion Blogs - BlogCatalog Blog Directory